AKPgillerin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan ve Çocuk işçiliğinin yasal kılıfına uydurulmuş hali olan MESEM bu defa Hatay’ın İskenderun ilçesinde bir pastanede stajyer olarak çalışan 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön’ü hayattan sevdiklerinden kopardı. Hem de tatil olan 1 Mayıs Birlik, Dayanışma, Mücadele gününde. Mahir’i bir iş kazası sonucu değil bir MESEM iş cinayetine kurban verdik. Bu ilk değil ne yazık ki son da olmayacak.
FİSA Çocuk Hakları Merkezi (FİSA ÇHM) “Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı Raporu 2025’e göre 2025’te en az 115 çocuk, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bunların 95’i doğrudan çocuk işçi ölümü, 20’si ise işyerinde meydana gelen kazalar olarak kayda geçti. Raporda, bu verilerin çocuk işçiliği ve emek sömürüsünün ulaştığı boyutu ortaya koyduğu belirtilirken, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında “öğrenci” statüsüyle çalıştırılan çocukların da bu yaşam kayıpları arasında yer aldığı ifade edildi. (https://www.isigmeclisi.org/21628-fisa-2025-te-en-az-892-cocuk-onlenebilir-nedenlerle-yasamini-yitirdi)
Çocuklarımızın iş güvencesiz çocuk işçiliğinin yasal modeli olan MESEM çocuklarımızın eğitim haklarını yok saymanın yanı sıra onların bedensel, duygusal , zihinsel ve sosyal gelişimlerini de tehdit eden bir uygulamadır.
Yine İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin verilerine göre; 2013’ten 2024’e kadar 713 çocuk çalışırken hayatını kaybetti, 9 çocuk ise MESEM kapsamında çalışırken öldü. Yine İSİG Meclisi verilerine göre, ağustos ayında hayatını kaybeden 192 işçinin 13’ü 14-18 yaş aralığındaydı.
Diğer yandan MESEM’lere kaydolan çocukların büyük çoğunluğunun orta ve dar gelirli ailelerden geldiği bilinmektedir. Sosyoekonomik düzey düştükçe çocukların bilişsel gelişim açısından daha geriden geldiği düşünüldüğünde, akranlarını yakalayabilmeleri için özel çabaya gereksinim duyan çocukların, işyeri ortamında bu farkı kapatabilmeleri mümkün görünmemektedir.
3308 sayılı kanunda “Tehlikeli ve çok tehlikeli işler veya özellik arz eden mesleklere alınacak çırakların öğrenim ve yaş durumu, ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir” hükmü yer almaktadır. Çocukların değil “tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde”, bunların dışındaki işlerde bile çalıştırılmaması gerekir. Çünkü bütün işyerlerinde belli ölçülerde her türlü risk vardır. Çocuklar için riskin olmadığı bir işyerinden söz edilemez.
ILO belgelerinde “çocuk işçiliği”, çoğu kez çocukları çocukluklarını yaşamaktan alıkoyan, potansiyellerini ve saygınlıklarını eksilten, fiziksel ve zihinsel gelişimleri açısından zararlı işler olarak tanımlanır. Bu tanımlar kapsamında çocuk işçiliğinin çocukları köleleştireceği ailelerinden ve eğitimlerinden koparacağı, onları ciddi tehlikelerle, hastalıklarla karşı karşıya bırakacağı aşikardır.
MESEM kapsamında çocukların;
Asgari ücretin altında maaş aldığı,
Çalıştıkları işyerlerinde sık sık iş kazalarına maruz kaldığı (ölümlü, ciddi yaralanmalı)
Eğitim yerine üretime odaklandığı son iki yıllık uygulamalarla açıkça ortaya konmuştur.
Programla birlikte çocukların yetkin yetişkinlerin süpervizyonu ve gözetimi olmaksızın, tek başına veya bir iki arkadaşıyla tüm yılını bir işyerinde geçirmesi, her tür istismara ve arkadaş grubundan kopuk halde, yalnız ve savunmasız kalmasına doğrudan yol açmaktadır. Diğer yandan çocukların ticaret ve piyasaya yönelik bir işte ucuz ve güvencesiz şekilde uzun süreli (1-4 yıl) çalıştırılmaları, ucuz iş gücü faaliyetinin bir parçası haline getirilmeleri de ekonomik sömürü olarak bir istismar çeşididir.
En önemlisi de bilgi-bilim öğretiminden uzak, bir mesleğin rutinleri ile sınırlı, doğrudan işçiliği esas alan bu model eğitim-öğretim sayılamaz. Binlerce yıldan bugüne eğitim-öğretimin iki temel amacı, çocukların beceri ve bilgi edinimini sağlamaktır. Beceri edinimi bir işin rutin sürdürümü değil, çocuğun her tür potansiyelinin açığa çıkarılması ve geliştirilmesidir. Bilgi edinimi ise hayatın ve dünyanın işleyiş tarzlarını, bireyin fiziksel ve biyolojik hayat hikayesini, biyolojik hikayesini mekanizmalarını-sistemini, tarihlerini ve değişim-dönüşümlerini kavrayabilmek demektir. Gerek beceri edinimi gerekse bilgi edinimi bakımından MESEM’ler, olumlu bir model olmadığı gibi, aksine farklı beceri ve bilgi edinimlerini örseleyici, çocuğu bir sınırlı ve savunmasız bir ortama zorlayıcı, her tür tehdit ve riske açık hale getirici bir özelliktedir.
Eğitim ortamının yerini işyeri ile değiştiren, sınıfsal eşitsizlikleri derinleştiren, çocukları ihmal ve istismar riskine açık hale getiren MESEM’ler en yakın zamanda kaldırılmalı, çocuk işçiliğiyle mücadele kararlı biçimde sürdürülmeli, çocuk işçiliğinin tamamen yasaklanması sağlanmalıdır. Eğitim politikalarında çocuğun üstün yararı, katılım hakkı ve gelişim potansiyeli esas alınmalıdır. Çocukların örgün eğitim dışına çıkmasına neden olan bütün, bireysel, toplumsal ve ekonomik sorunlar ortadan kaldırılmalı, herkesin eşit ve özgürce, akıl ve bilime dayalı eğitim olanaklarına kavuşması sağlanmalıdır.
Bunun için artık söylemden, yazmaktan öte bu çürümüş gerici ve okullarımızı peşaver medreselerine çeviren her türden zihin bedensel hasara uğratan eğitim ortaçağcı gerici sistemi kaldırılmalıdır.
Halkçı Kamu Emekçileri olarak çocuklarımız için Demokratik Halk İktidarıyla insanca yaşayacakları eşit özgür bir dünya kurma mücadelesi kazanılana kadar devam edecektir.
HALKÇI KAMU EMEKÇİLERİ
ARŞİV
12 gün önceARŞİV
29 gün önceARŞİV
05 Mayıs 2026ARŞİV
05 Mayıs 2026ARŞİV
05 Mayıs 2026ARŞİV
05 Mayıs 2026ARŞİV
05 Mayıs 2026
1
Ataması Yapılmayan Bir Öğretmen Daha Parababalarının Kȃr Hırsına Kurban Gitti
1842 kez okundu
2
Sendikamız Eğitim-İş’in 7. Olağan Genel Kurulu’nda Halkçı Eğitim ve Bilim Emekçileri olarakbir kez daha Devrimci Sınıf Sendikacılığının bayrağını dalgalandırdık!
1460 kez okundu
3
EĞİTİM-İŞ BURSA ŞUBE ESKİ BAŞKANI ÖZKAN RONA GÖZALTINA ALINDI
1262 kez okundu
4
Eğitim-İş 7. Olağan Genel Kurulu’nda Devrimci Sınıf Sendikacılığı İçin ADAYIZ!
1242 kez okundu
5
Birleşik Kamu İş 6. Olağan Genel Kuruluna devrimci sınıf sendikacılığı bayrağını yükseltmek için adayız.
1229 kez okundu