DOLAR 44,4684 0.19%
EURO 51,2648 -0.07%
ALTIN 6.417,412,74
BITCOIN 2945523-2.06674%
İstanbul
10°

ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

Halkçı Kamu Emekçileri

Halkçı Kamu Emekçileri

08 Mart 2026 Pazar

3 MART DEVRİM YASALARI: LAİK CUMHURİYETİMİZİN GÜVENCESİ!

3 MART DEVRİM YASALARI: LAİK CUMHURİYETİMİZİN GÜVENCESİ!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Yedi Düvele karşı bin bir çeşit acılar, yokluklar, yoksulluklarla, genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle, dişler tırnağa takılarak ama asla boyun eğmeden Birinci Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mız kazanılmış, bu zafer Cumhuriyetin ilanı ile taçlanmıştı. Ancak daha yapılacak çok iş vardı ve Kurtuluş Savaşı’mızın önderi Mustafa Kemal ve genç cumhuriyetin devrimci kadroları bir kez daha kolları sıvadılar. Ulusal bütünlüğü bozacak, ülke ve halk olarak ilerlemenin, gelişmenin önündeki her türlü engel kaldırılacaktı, başka yolu yoktu. Her fırsatta bağımsızlığımıza, gelişmemize düşman emperyalistler tarafından beslenen, cumhuriyet ve halk düşmanı kurumların ortadan kaldırılması gerekiyordu. Bu nedenle 3 Mart 1924’te 3 Devrim yasası yürürlüğe kondu.

3 Mart Devrim Yasaları:

  1. 429 sayılı kanun ile Şeriye ve Evkaf Bakanlığı ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Bakanlığı kaldırıldı, yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ile Genel Kurmay Başkanlığı kuruldu. Böylece din adamları ve ordunun devlet işlerinden ayrılması sağlandı, hukuksal konularda tek dayanak Anayasamız ve TBMM’nin çıkardığı yasalar oldu. Hukuk birliği sağlanmış, ordu TBMM’nin aldığı kararlardan bağımsız hareket edemez oldu.
  2. 430 sayılı Tevhidi Tedrisat [Öğretimlerin Birleştirilmesi] kanunu ile laik, bilimsel ve ulusal eğitim esas alındı, milli eğitimde birlik sağlandı. Söz konusu devrim yasasının gerekçesinde; “İki türlü eğitim bir ülkede iki türlü insan yetiştirir. Bu ise duygu ve düşünce birliği ile dayanışma amaçlarını tamamen yok eder.” denmiştir. Dini eğitim veren medreseler kaldırıldı. Tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı. Tüm halk çocuklarının laik, bilimsel ve ulusal eğitimden geçmeleri bu şekilde sağlanmaya çalışıldı.
  3. 431 sayılı kanun ile halifelik kaldırılmış ve Osmanlı Hanedanı’nın yurt dışına çıkarılması sağlanmıştır. 431 sayılı kanunun gerekçesi şu şekildedir: “Türkiye Cumhuriyeti içerisinde halifelik makamının bulunması Türkiye’yi dış ve iç politikasında iki başlı olmaktan kurtaramadı. Bağımsızlığında ve milli hayatında ortaklık kabul etmeyen Türkiye’nin görünüşte bile olsa, dolaylı bile olsa ikiliğe tahammülü yoktur. Yüzyıllardan beri Türk milletinin felaket sebebi (olan) ve sonsuza kadar da fiilen ve hukuken bir Türk İmparatorluğunun çöküş aracı olan hanedanın, halifelik kisvesi altında Türkiye’nin varlığını da etkileyecek bir tehlike olacağı büyük sıkıntılarla edinilmiş deneyimlerle kesinkes belli olmuştur. (..) Esasen halifelik, ilk İslâm devletlerinde ‘hükümet’ anlamında ve vazifesinde ortaya çıkmış olduğundan gerek dünya ile gerekse dinle ilgili olsun, kendisine verilmiş olan bütün görevleri yerine getirmekle yükümlü olan bugünkü İslâm hükümetleri yanında ayrıca bir halifeliğin bulunuşunun sebebi yoktur. Hakikat bundan ibarettir. Türk milleti korku ve endişeden uzak olmak için, gerçeğe uymaktan başka bir biçimde hareket edemez.” (Türkiye’yi Laikleştiren Yasalar, Atatürk Araştırma Merkezi, Prof. Dr. Reşat Genç, 2006, s.31) Bir ülkede ikilik çıkarmak için hiçbir fırsatı kaçırmayan emperyalist haydutların ellerinden bir koz alınmış oldu halifeliğin kaldırılmasıyla.

Bu yasalarla, Cumhuriyet’in en önemli kazanımı olan Laiklik ilkesi teminat altına alınmaya çalışıldı. Böylelikle halkımızın, çocuklarımızın Laik ve bilimsel eğitim almasının önü açıldı Ancak Cumhuriyetin kuruluşundan kısa süre sonra iktidara yerleşen Finans Kapital+ Tefeci-Bezirgân ittifakı karşı devrim sürecini de kerte kerte başlatmış oldu. Süreç içerisinde 3 Devrim Yasası’nın bütünlüklerinde önemli gedikler açıldı

24 yıldır ülkemizin tepesine çöreklenen Ortaçağcı gerici AKP’giller iktidarı ise Laik Cumhuriyete izini tozunu bırakmamacasına saldırmaktadır.   AKP’giller’in Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 429 sayılı Kanunla belirlenmiş temel görev alanının dışına çıkarak Medeni Kanun’un yayınlanmasından sonraki zamana ait boşanma, miras, kira sözleşmesi gibi hukuksal konularda fetvalar vermektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı benzer şekilde, 2012 yılından itibaren hafızlık eğitiminde yaş sınırlamasını kaldırmıştır.

4+4+4 Kesintili Eğitim Modeliyle, ÇEDES’lerle, değerler Eğitimi’yle, Türkiye Yüzyılı Maarif  Modeli’yle, “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle, Laik ve Bilimsel Eğitimden eser kalmamış, okullarımız, üniversitelerimiz Peşaver Medreselerinden farksız hale gelmiştir. Taşımalı eğitimle köy okulları kapatılmış, köylerdeki aydınlık karanlığa gömülmüştür.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi, MESEM faciası her yıl binlerce çocuğumuzun hayatını alt üst etmekte, onları sermayeye ucuz iş gücü olarak peşkeş çekmekte ve iş cinayetlerinde katletmektedir.  

Biz Halkçı Kamu Emekçileri; 3 Mart Devrim Yasalarının bugün, 102 yıl önce çıkarıldıkları gün kadar önemli, değerli ve hayati olduğunu biliyoruz. Emperyalist Uşağı, Halk düşmanı iktidarların en azılısı AKP’giller’in Ortaçağcı gerici uygulamalarına karşı mücadelemizi sürdürüyoruz.  Laik Cumhuriyete ve kazanımlarına sahip çıkmayı, daha da ileriye götürmeyi temel devrimci görevimiz biliyoruz. (03.03.2026)

Halkçı Kamu Emekçileri