20 Eylül 2026 Pazar günü İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanı’ında Halkın Kurtuluş Partisi Kadın Çocuk Komitesi ile birlikte yaptığımız eylemde Halkçı Kamu Emekçileri olarak bizler de Ders Değil Dert Zili Çalıyor dedik. Yükselen enflasyonu, yapılan zamların halkımızı daha da yoksullaştırışını, okul masraflarının altından işçi-emekçi halkımızın kalmasının mümkün olmayışını, çocuklarımızın açlığa mahkum edilişini, okullarımızın en temel hijyen gereksinimlerinin bile MEB tarafından karşılanmayışını ve çocuklarımızın hakkı olan Laik ve Bilimsel eğitimin kırıntısının dahi kalmayışını protesto ettik.
Eylemde Halkçı Kamu Emekçisi İlhami Erdem bir konuşma yaptı. Erdem konuşmasında şunları söyledi:
“Saygıdeğer Halkımız;
Halkçı Kamu Emekçileri adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Benden önce konuşma yapan arkadaşlar Türkiye’deki yoksulluğu, Türkiye’deki işsizliği, pahalılık cehennemini net bir şekilde ortaya koydular. Bu cehennem hepimizin cehennemi! Bu cehennemi hepimiz yaşıyoruz! Şu anda bizi dinlemekte olan halkımız da yaşıyor, şu anda eylemimizi kaydetmekte olan emniyet mensupları da yaşıyor.
Ve biz bu yoksulluğun, bu akıl almaz derecede zorlukların okullara yansımasını bizzat sınıflarda görüyoruz. Çocuklarımız okullara ceplerinde harçlık olmadan geliyorlar. Çocuklarımız lavaboya gittikleri zaman ellerini yıkayacak sabun bulamıyorlar. Okulların önünde yeterli güvenlik önlemleri almak için yeterli ödenekler gönderilmiyor.
Zaten benden önce konuşan arkadaşlar durumu ayrıntılı bir şekilde ifade ettiler.
Sadece birkaç ek yapmak gerekirse Değerli Halkımız;
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki şu anda alım gücü baz alınarak yapılan hesaplamalarda Türkiye en yüksek enflasyon sıralamasında dünyanın beşinci sırasında. Ve birçok Ortadoğu ülkesinden, birçok Afrika ülkesinden, birçok yoksul Latin Amerika ülkesinden çok daha yüksek oranda enflasyonun bizi kuşattığı bir ortamda hayat savaşı vermeye çalışıyoruz. Emeklilerimiz 23 bin liralık sefalet ücretine mahkûm edilirken, ABD-AB Emperyalizmi tarafından bu ülkenin başına bela edilmiş olan AKP’giller’in Kaçak Saray’ının günlük masrafı tam 50 milyon TL. Biz, işte bunlar için mücadele ediyoruz. Her gün burada, Bakırköy Meydanında sokak röportajları yapılıyor, orada insanların çektiği acıları, insanların pazar torbalarını nasıl dolduramadığını çok net bir şekilde görüyoruz, bunlara şahit oluyoruz.
Oysa az önce altını çizdiğimiz gibi Türkiye’nin bütün zenginliklerini bir avuç yerli-yabancı Parababasına peşkeş çeken AKP iktidarının bütün avaneleri zevkusefa içinde lüks bir yaşam sürüyor.
Saygıdeğer Halkımız;
Eskiden “Millî Eğitim Bakanlığı” diye ifade ettiğimiz Bakanlık şu anda “Millî” olma özelliğini tümüyle yitirmiş durumdadır. Bunun en bariz örneklerinden birisi; milyonlarca şehit vererek zafere ulaştırdığımız Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mıza yönelik saldırılarıdır.
Ne diyor Millî Eğitim Bakanı?
“Kurtuluş Savaşı demeyeceğiz bundan sonra” diyor, “Neyden kurtulduk ki?” diyor.
Bu ülkenin ekmeğini yiyen, bu ülkenin suyunu içen, Bakanlık mertebesine kadar yükselmiş olan bir insanın bunu söylemesi halkımız için tam bir faciadır.
Aynı zamanda Millî Eğitim Bakanlığı az önce sıralanan bütün sorunlar net bir şekilde ortada dururken neler yapıyor?
Okullara genelgeler gönderiyor.
Örneğin; İstanbul Valiliğinin gönderdiği genelge buna bir örnek. Sanki tek derdimiz okullardaki mescitmiş gibi, okulların mescit ihtiyacının karşılanmasından bahsediyor. Aynı zamanda bildiğimiz gibi gerici vakıf ve derneklerle protokoller imzalayarak okullarımızı cemaatlerin, tarikatların arka bahçesine dönüştürmeye çalışıyorlar.
Başka ne yapıyor Millî Eğitim Bakanlığı?
Yine okullara genelgeler göndererek eğitim-öğretimin temel unsurlarından biri olan öğretmenleri tek tip kıyafet giyecek hale getirmeyi amaçlıyor ve önlük dayatmasını zorunlu kılıyor.
Bildiğimiz gibi aynı kadrolar bundan 7-8 yıl önce, sadece Siyasal İslam’ın bir simgesi olan türbanı okullara sokabilmek için, ikiyüzlü bir şekilde “kılık kıyafet serbestisini” savunmak kisvesi altında güya “mücadele” ettiler. Ama şu anda gelinen noktada, bırakalım kılık kıyafet serbestisini, öğretmenleri tektipleştirmek için elinden gelen her şeyi yapıyor ama öğretmenlerimiz, örgütlülükleri sayesinde tüm bunlara direniyorlar.
Başka ne yapıyor Millî Eğitim Bakanlığı?
ABD Emperyalizminin Türkiye’deki yerli işbirlikçileri eliyle uygulamaya koyduğu BOP’u “Okullarda savunun” diye genelgeler gönderiyor.
Bildiğimiz gibi “terörsüz Türkiye, barış, kardeşlik” vs. lagalugalarıyla süslenip püslenmeye çalışılan süreç tam anlamıyla Türkiye’nin Yeni Sevr projesi çerçevesinde en az üç parçaya bölünmesidir. AKP’giller bütün kamu kurumlarını kendi ideolojik propaganda merkezlerine dönüştürdükleri gibi gencecik çocukların zihinlerine de bu ihanet projesini kodlamaya çalışıyorlar.
Saygıdeğer Halkımız;
24 yıldır bu iktidarın Türkiye halkına verebileceği hiçbir şey olmadığı net bir şekilde ortaya çıktı. Bunu biliyoruz. Ancak şunu da aklımızdan çıkarmamak gerekiyor: Bu iktidarla kayıkçı kavgası vererek güya muhalefet yapanlar da sizi kandırıyor! Onlar da “Üretilmiş Muhalefet”, onlar da sınırları çizilmiş muhalefet!
Dolayısıyla Saygıdeğer Halkımız;
Kurtuluşumuz tıpkı arkadaşımızın ifade ettiği gibi İkinci Kurtuluş Savaşı’yla mümkündür. Biz, Halkın Kurtuluş Partisi olarak bu ülkede Devrimci Demokratik Halk İktidarını hayata geçirmek için mücadele ediyoruz. İkinci Kurtuluş Savaşı’ndan kastımız işte budur. Bu iktidarı kurduğumuz zaman çocuklarımız okullara aç gitmeyecek. Çocuklarımız okullarda hijyen malzemelerinden mahrum kalmayacak. Anne-babalar gözyaşları içinde çocuklarını okula göndermeyecekler.
Örneğin Sivas’ta “askıda tost uygulaması” başlamış Saygıdeğer Halkımız. Yani çocuklarımız tost alacak parayı bulamadıkları için utanç verici bir şekilde bu uygulamayı hayata geçiriyorlar ve bir de bunu “hayır projesi” olarak olumlamaya çalışıyorlar.
İşte Halkın Kurtuluş Partisi iktidarında tüm bunlar ortadan kalkacak. Halkın kaynakları sadece ve sadece halkın ihtiyaçları için harcanacak. Bir avuç Parababasından halkımızdan gasp ettikleri bütün değerler alınacak ve gerçek sahiplerine teslim edilecek.
İşte biz buna Devrimci Demokratik Halk İktidarı diyoruz.
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.”
Eylemimizi coşkuyla attığımız sloganlarımızla sonlandırdık. (22.09.2026)
İstanbul’dan Halkçı Kamu Emekçileri
ARŞİV
Az önceARŞİV
23 Eylül 2026ARŞİV
23 Eylül 2026ARŞİV
23 Eylül 2026ARŞİV
23 Eylül 2026ARŞİV
23 Eylül 2026ARŞİV
23 Eylül 2026
1
Sendikamız Eğitim-İş’in 7. Olağan Genel Kurulu’nda Halkçı Eğitim ve Bilim Emekçileri olarakbir kez daha Devrimci Sınıf Sendikacılığının bayrağını dalgalandırdık!
1740 kez okundu
2
EĞİTİM-İŞ BURSA ŞUBE ESKİ BAŞKANI ÖZKAN RONA GÖZALTINA ALINDI
1519 kez okundu
3
Birleşik Kamu İş 6. Olağan Genel Kuruluna devrimci sınıf sendikacılığı bayrağını yükseltmek için adayız.
1418 kez okundu
4
Halkçı Kamu Emekçilerinin, Birleşik Kamu İş 6. Olağan Genel Kurul Bildirgesi
1409 kez okundu
5
Halkçı Eğitim ve Bilim Emekçileri olarak Dünya Sendikalar Federasyonu (DSF)’ye bağlı Eğitim Emekçileri Enternasyonali (FISE)’nin20’nci Olağan Kongresine katıldık
1400 kez okundu